Vezir ile bakan arasındaki fark

“Vezir” ile “bakan” arasındaki fark

Yavuz Bahadıroğlu / Yeni Akit

Eskiden “vezir” derlerdi, şimdi “bakan” diyorlar…

“Kelime” deyip geçiyoruz, ama kelimeler arasındaki fark, içeriğe de sinmiş durumda: Dolayısıyla içerik de farklılaşmış…
“Vezir”, Arapça “vizr” kökünden gelir. “Vezr” kelimesinden alınırsa; “halkın sığınağı” demek olur.
Yani “vezir”, “halkın sığınağı”dır!
“Bakan” ise, adı üstündedir: Bakar…
Bakar, ama kimi zaman görür, kimi zaman görmez…
Kimi fark eder, kimi etmez…
Yani “bakmak” için ille de “bakan” olmak şart değil!

Osmanlı padişahlarının zaman zaman “tebdil” çıkmalarının bir hikmeti var: Halkla direkt temas ederek, çevrenin kendisinden sakladıklarına ulaşmak…
Bir bakıma “halkın gündemi” ile bizzat yüzleşmek…
Sıkıntılarını, dertlerini, problemlerini bizzat görmek, kendi ağızlarından dinlemek…
Çünkü halk her zaman “saray”dan (şimdi Ankara’dan) göründüğü gibi olmayabiliyor. Hallerini görüp anlamak, dertlerine deva olmak lâzım…
Malum:
“Halka hizmet Hakk’a hizmettir!”
Osmanlı yöneticilerini bu ilke üzerinde tutmak için, hem din adamları, hem ilim adamları, hem devlet adamları sürekli çaba gösterirler, kimi vasiyetleri, kimi öğütleriyle onlara Cennet’in yolunu gösterirlerdi.
Osmanlı Devleti’nin temeline yüreğini koyan Hayme Ana’nın, oğlu Ertuğrul Gazi’ye vasiyetine bir de bu nazarla bakar mısınız?
Özetle, şöyle diyor:
“Boyundan, soyundan olsun olmasın insanlara âdil davran; adâletten ayrılma ki insanlar (halk) birlik ve dirlik kazansın…
“Bu dünya dinlenme yeri değildir. İyi ve doğru işler yaparsan, insanların gönlünde taht kurarsın!..
“Yüreğinden imanı, dilinden duayı, içinden fazileti eksik etme…
“Bir de sabırlı ol. Ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur…
“Daima açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme, sevildiğin yere sık gidip gelme ki, itibarın zedelenmesin.”
Gelelim şimdi Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi’ye öğütlerine…
“Bak oğul, Allah’ın emirlerine aykırı işler işlemeyesun…
“Bilmediklerini ulemadan sorup öğrenesun…
“Farklı inançlara mensup olanları hoş tutasun…
“Askerlerine in’amı, ihsanı eksik etmeyesün kim, insan ihsanın kulcağızıdır…
“Zalim olmayasun, âlemi adâletle şenlenduresun…
“Ulemaya riayet eyleyesun, âlimleri el üstünde tutasun…
“Askerlerine ve dünya malına gurur getirip doğru yoldan ayrılmayasun…
“Bizim mesleğimiz Allah yoludur, maksadımız İ’la-yı Kelimetullahdır. Dâvamız kuru gavga ve cihangirlik dâvası değildir.
“Milletin-memleket işlerini noksansız gör, herkese ihsanda bulun.“

Yöneticinin görevi hava atmak, gurur saçmak değil, halkı memnun etmektir… Zira yöneticinin Cenneti, “vatandaş memnuniyeti”dir…
Sorumlu makamda oturan herkes, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye tavsiyesini yüreğine emzirmelidir:
“Oğul Osman, artık beysin; insanı yaşat ki, devlet yaşasın!”
Son söz: “bakan”larımız, sadece “bakan” olmaktan çıkıp, eskiden olduğu gibi “sığınak” haline gelmeli, yani bir parça “vezir”leşmelidirler.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız