Tağut'un askerleri

Tağut'un askerleri

Söyledikleri dışarıdan hoş, içleri ise tam takır boş sloganlardır. Ne ayakları yere, ne de başları göğe değer.

Söyleyecek bir fikri ve geleceğe dönük bir düşüncesi olmayan ufuksuz, vizyonsuz ideolojik hareketlerin, politikacıların sığındıkları korunak hamaset limanlarıdır. Bunların hayal ile yatmak, ütopya ile kalkmaktır bütün işleri.

Gurur ve kibir heykelleri olarak boyunları eğilmez, belleri bükülmez, mütevazilik ve hoşgörü nedir bilmezler. Olgunluk sularının derinliğinde yüzen Turnalar değil, durgun sığlıkların bataklığında kokuşmuş ideolojilerin Karabataklarıdırlar.

Küçük dağları onlar yaratmış gibi burunları hep Kafdağılarındadır. Önündeki çukurları görmezler ama yüce dağların zirvesinde uçan sivrisineğini cinsiyetini tartışırlar. Karın gurultusudur fikir diye bahsettikleri.

Benlik çukuruna yuvarlanmış zavallılardır onlar. Egolarının ekseni etrafında Tih çölünde Kırk yıl Beni İsrail gibi dönüp dolaşırlar da, bir türlü oradan çıkıp kurtulamazlar. Firavun'un düzenidir özlemleri.

Yalanlarının, yanlışlarının, iftira ve yakıştırmalarının ağırlığıyla her sabah umutla evlerinden çıkarlar, akşam yorgun, bitkin ve perişan bir şekilde tükenmiş olarak tekrar viranelerine dönerler. Fasit bir daire içinde gözleri bağlı, kalpleri bağlı, hisleri bağlı, bilinçleri bağlı, inanç ve imanları bağlı dolap beygiri gibi aynı daire etrafında dönüp dururlar. Şaşıdır görüşleri, kördür bilinçleri.

Söyleyecek sözleri olmayanların en güzel yaptıkları ve yapacakları tıkanıp tükendikleri yerde, ya kaba kuvvete başvurmak, ya zorbalıkla üstünlük taslamak veya küfür, hakaret, iftira, dedikodu yaparak rakiplerini alt etmeye çalışan yalancı pehlivanlardır. Hiledir, fitnedir, yalandır, iftiradır kalleşliktir marifetleri.

Milleti kurtarmak isteyen bu sahte kahramanlar bir türlü kendilerini düştükleri inkâr ve tuğyan bataklığından kurtaramazlar. Fikirsiz, zikirsiz ve şükürsüzdürler. Balçık çamur gibi adamın üstüne üstüne sıçramaktır tek becerileri.

Söz söyleseniz anlamaz, nasihat verseniz dinlemez, siz ona yaklaşmak istesiniz o sizden kaçar, dost gibi davransanız o size sırtlan gibi dişlerini gösterir. İki ucu pislikli bir değnek gibidirler eliniz pisliğe bulaşır tutsanız herhangi bir yerini.

Meyvesi olmayan ağaçlara kurtlar, kuşlar bile rağbet etmez. İnandırıcı, ciddi planı programı, eylem ve söylemi olmayan siyasi parti, ideolojik, cemiyet ve cemaatler havanda su dövmekle, sloganlar üzerinde hayalî, karton devletler kurmakla meşgul olurlar. Bunlar her çağın, her zamanın rüzgâr eken, fırtına biçen serserileri.

Bunların okumakla, düşünmekle, yazmakla, çizmekle, fikir ve düşünce üretmek gibi bir dertleri yoktur. Böyle şeyleri angarya işi olarak görürler. Vurmanın, kırmanın, bozmanın, öldürmenin, kan akıtmanın ve terör üretmenin kof kabadayılarıdırlar. Karanlık çıkmaz sokaklara saplanan holiganların gölgeleridir eserleri.

Onlar milleti kurtarmak için mücadele ettiklerini iddia etseler de, millette onlardan kurtulmak için mücadele eder. Ulu ümmet ağacının içini kemiren kurtlardır bunlar. Halk bu sahte kurtarıcıların adını duyunca lanet okumaya başlar. Halk adına, halka rağmen, halka karşı halkçılık yapan bu aristokratlar, bu bürokratlar, halkın kanını emen vampirlerdir. Kokuşmuş bataklık sülükleri.

Türkiye'nin büyümesinin, gelişmesinin önünde içte en büyük engel medeniyet ağacımızın içindeki bu tırtırlardır. Tazimattan bu yana bu zihniyetten milletimizin görmediği zulüm, işkence, ihanet, darbe ve kötülük kalmamıştır. Saymakla bitmez ihanetleri.

İki yüzyıldır milletimiz bu sahte kurtarıcılarından, bu sahte kahramanlardan kurtulmaya çalışıyor. Milletimiz ve devletimiz Mustafa Reşit Paşa, Talat paşa, Enver paşa gibi daha nice paşalardan gördüğü zulmü hiçbir düşman güçten görmemiştir. Zafer olarak alkışlanır bunların tüm hezimetleri.

Kimi sureti Hak'tan görünen, kimi sureti Halktan görünen darbecilerdir bunlar. Dün olduğu gibi İslam'ın bu günü ve yarını için en büyük engel ve Müslümanların geleceği için en büyük tehdit ve tehlike bu sahte kahramanlardır. Bunlar ki, Şeytanın askerleri.

Kimisi Hak adına yola çıktıklarını söyleyen sağcılar, diğeri halk adına mücadele ettiklerini söyleyen solcular iki bedendeki ikiz ruhlar gibidirler. Jön Türklerle başlar ihanetleri, İttihat ve Terakki ile sürer cinayetleri, Kemalizm adına devam eder zulümleri, derin devlet ve Ergenekoncudur şimdiki isimleri.

Gerçek kahramanlar yaptığı işi kahraman olmak için değil, insanlık ve mukaddes değerleri adına yapan ve bunun için hiçbir çıkar ve menfaat beklemeyen ölümsüz Hak erleridirler. Onlardır cennetin gülleri, onlardır Muhammedin askerleri.

İkiyüzlülerden, münafıklardan gerçek kahraman olmaz. Kaba kuvvetin, şirretliğin, çirkefliğin, ihanetin, zulmün, inkâr ve isyanın kahramanı da olmaz. Onları devleştiren tek şeydir ihanetleri.

İnkâr cephesi bit ve pire gibi iki yüz yıldır milletimizin kanını emen haşaratlara benzer. Bunların birçoğunun paşadır unvanları, hezimettir zaferleri, düşmana moral verir mücadeleleri.

Vahyin ekseninden kopmuş, inkârın kapıkullarıdır bunlar. Şeytanın köleleri, çağdaş Haçlı suvarileri, Tağutun askerleri.

Arif Altunbaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız