FENA YAKALANDINIZ HAMŞOLAR

FENA YAKALANDINIZ HAMŞOLAR / AHMET KEKEÇ - STAR

Fazıl Say’ın ceza alması, ANASOL-M dönemiyle ilgili yolsuzluk iddiaları, Hasan Cemal abimizin yazılarına başlaması, hepsi iyi de, daha mühim bir konu var.

Önce, aşağıdaki mektubu okumanızı rica ediyorum.

Dikkatle, tek kelimesini kaçırmadan ve gerekirse heceleyerek...

Buyrun: “Anadolu milli kurtuluş hareketi yalnız Türkler için değil, Kürtler için de tarihlerinin en şerefli sayfalarından biridir. O dövüş yıllarının sonradan Türk idarecilerince yasak edilen en unutulmaz türkülerinden biri ‘Vurun Kürt uşağı namus günüdür!’ diye başlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra, Türk idarecileri ve egemen çevreleri, Kürt hareketinin, tanımağı vaat ettikleri millet ve insan haklarını tanımadı, hatta işi Kürt milletinin millet olarak varlığını bile inkâra kadar götürdü. Bu devir, Türk idarecilerinin ve egemen sınıflarının emperyalizmle uzlaşmaya başlaması devridir. Bu inkârla bu uzlaşmanın aynı devirde baş göstermesi sadece bir rastlama değildir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni Orta ve Yakın Doğuda emperyalizmin kalelerinden biri haline getiren Türk politikacıları Kürt milletinin milli varlığını inkârda ısrar ediyor ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde öteki azınlıklara tanıdığı hakları bile Kürt milletine tanımıyor.”

Bu satırlar kime ait?

Öcalan’a mı?

Bir BDP milletvekiline mi?

Başbakan Erdoğan’a mı?

Herhangi bir “çözümcü, açılımcı, bölücü” akil insana mı?

Bilemediniz...

Bu mektubu (salim arkadaşların da anlayacağı ve hoşlanacağı bir ifadeyle söylersek), “büyük yurtsever şair” Nazım Hikmet Ran yazıyor.

Kime?

Kürdolog Kamuran Bedirhan’a...

Kamuran Bedirhan’ın kim olduğunu merak edenler “google”a danışabilirler. Tafsilatlı olmasa da, bazı bilgilere ulaşacaklardır.

Peki, nerden çıktı bu mektup?

Bir yerden çıkmadı, zaten vardı da, onu “2000’e Doğru” dergisinin sayfalarından (daha doğrusu kapak dosyasından) çıkarıp yeniden dolaşıma süren Nihat Nasır dostumuz oldu. (Nihat Nasır’ın yazısına “Bizim Bursa” adlı internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Sitede başka sürprizler de var.)

Mektup, bugün “Kemalist” barikatlara intisap etmiş Maocu Kemalistlerin“Kürtçü” takıldıkları dönemde keşfediliyor.

Hani, “liderleri” Bekaa’ya gitmişti de, Öcalan tarafından tören kıtasıyla karşılanmıştı. Sonra, gül alıp gül vermişlerdi... Sonra gerillayı (ifade onlara ait) teftişe çıkmışlardı... Sonra da oturup “seçim pazarlığı” yapmışlardı. O dönemde işte...

Diyor ki Nihat Nasır, “Bu mektubu büyük bir iftiharla yayınlayan 2000’e Doğru dergisinin (bugünkü Aydınlık gazetesi ve İşçi Partisi çevresinin) bugün tamamen tersine bir vaziyet almasını, geçmişte yaptıkları çok ağır rejim eleştirilerini yok sayıp bugün tam kadro statükocu bir tavır takınmalarını nasıl açıklamalı?”

Bunun açıklaması şu olabilir:

Onlar “savaş” diyen Öcalan’ı seviyor... “Barış” diyen Öcalan’dan nefret ediyor.

Kan döken PKK’yı seviyor... Sınır dışına çekilmek isteyen PKK’dan nefret ediyor...

Mektupta göze çarpan en önemli husus şu:

Nazım Hikmet’in “Türk politikacıları ve egemen çevreleri” ifadesiyle yaptığı “Kemalizm” eleştirisi dünün Aydınlıkçıları tarafından paylaşılıyordu, Mustafa Kemal’e yönelik ithamlar sakıncalı bulunmuyordu. Bugün hepsi Kemalist kesildi...

Hangi beyanlarını ciddiye almalı?

Bu arkadaşlar komünist mi, Maocu mu, Kemalist mi, Kürtçü mü, ulusalcı mı? Ne?

Dün komünist Nazım Hikmet’in mektubunu paylaşıyorlardı, bugün Veli Küçük’ten “büyük vatan kahramanı” yaratmaya çalışıyorlar.

Fena yakalandınız hamşolar.

Hem de çok fena!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız