DEVLET BAHÇELİ İŞTE BUDUR

DEVLET BAHÇELİ İŞTE BUDUR! / SALİH TUNA - YENİ ŞAFAK

İki arkadaştan biri, 'Kürt mürt diye bir şey yok' deyince, diğeri, 'Sen hiç hayatında Kürt görmedin mi?' karşılığını vermiş.

Söz burada bitmemiş tabii.

Mezkur soruya, 'Elbette gördüm, hatta askerde Kürt arkadaşlarım bile vardı…' cevabı gelmiş.

Bunun üzerine diğeri kestirip atmış: 'İşte o gördüklerin Kürt'tü…'

Sözün bittiği yer işte burasıdır. Çünkü buna verilebilecek hiçbir cevap yoktur, 'gördüğünü' inkâr etmekten gayri.

Hayır, bu bir fıkra değildir.

Bizim Yusuf Ziya Cömert'ten dinlemiştim, yaşanmış bir 'muhabbettir.' Aksanına varıncaya değin öyle güzel anlatmıştı ki, anlatamam.

Muhtemelen size bunu daha evvel de başka şekilde anlatmıştım. Bir başka zaman da daha başka şekilde anlatabilirim ama şekil değişse de mana baki kalacaktır.

O mana üzre bulunmamız gerekiyor!

Zira bildiğini, gördüğünü inkâr etmek onu sadece yok saymak demek değildir, onu fehmedememek de bir nevî bilmeme, görmeme halidir.

Gaflet dediğimiz de budur zaten.

Şu Kur'an ayetinin haşyetine bakınız: 'Ey iman edenler iman ediniz!'

Ey işitenler duyunuz..

Ey görenler görünüz…

Ey bilenler biliniz…

Bilirsiniz ama o bilginiz işe yaramaz, görürsünüz ama o gördüğünüz bile gözünüze perde olur.

Bildiğinizi gördüğünüzü fehmetmekten başka çareniz yoktur.

Bakışınızı yenileyeceksiniz.

Diri olacaksınız.

Diri ve samimi…

Şunca lafı, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin 'Kutlu Doğum Haftası' münasebetiyle yaptığı müthiş bir konuşma üzerine getirmek istedim.

Bahçeli söz konusu konuşmasında dedi ki: 'Amaç iki olmak değil birde buluşmak, biri savunmak ve birlik hukukunu sahiplenmektir. Yüce Rabbimiz'in katında üstünlük derimizin rengine, kökenimizin ne olduğuna, nerede doğduğumuza ve nereli olduğumuza göre tayin edilmemiştir. Biliyoruz ki, üstünlük ırka, mezhebe, soya göre belirlenmemiştir. Yine üstünlük sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal avantajlara göre şekillenmemiş, üstünlüğün sınırları bunlara göre çizilmemiştir. Tereddütsüz iman ettiğimiz gerçek şudur ki, Allah katındaki üstünlük takvadadır. Yüce dergâhta en değerli olanımız, Rabbimiz'e karşı gelmekten en çok sakınanımızdır. Bu itibarla kutlu dinimiz İslam'ın özünde kardeşlik, gerçek anlamıyla barış ve huzur içinde birlikte yaşama ülküsü vardır…'

Bu güzel sözlerin ışığında, kendini Türk olarak kabul etmeyen bir halkın yaşadığı bölgenin dağına taşına, 'Ne mutlu Türküm diyene' yazmanın nasıl bir fecaat olduğu daha iyi anlaşılıyor değil mi?

Sayın Bahçeli'yi dinlemeye devam edelim: 'İslam âleminin içine düştüğü istikrarsızlık sarmalından ancak yanı başında duran kutlu rehberi doğru yorumlayarak çıkabileceği kuşkusuzdur (…) İhtiyacımız olan hikmeti, huzuru ve kardeşliği sevgili Peygamberimiz'in nurlu hayatında arayıp bulabileceğimize canı gönülden inanıyorum…'

İşte muhtaç olduğumuz kıymet hükmü, mana iklimi budur.

Lakin bilmek yetmez, bildirmek yetmez, söylemek yetmez, görmek yetmez, göstermek yetmez.

Gördüklerimize ve bildiklerimize inanmak lazım!

İnanmak da yetmez, bihakkın yaşamak lazım!

Sayın Bahçeli'yi bu sözlerinden ötürü saygıyla selamlıyorum.

Bu güzel sözleri söyleyen bir lider de 'vur de vuralım, öl de ölelim' diyenlere, 'onun da zamanı gelecek, merak etmeyin' artık demez.

Ya?

'İslam'ı öyle yaşayın ki sizi öldürmeye gelen sizde dirilsin' der.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız