İkna odası' oluşturamayız, ama

İkna odası' oluşturamayız, ama…

İkna Odalarının mucidi Nur Serter'in epeydir sesi çıkmıyordu. CHP'nin, Ak Parti'nin eğitim politikasının araştırılması konusunda verdiği grup önerisi TBMM Genel Kurulu'nca reddedildikten sonra, konuşmuş.

Tahmin edilebileceği gibi konu, takıntı haline getirdiği başörtüsü ile alakalı. Şunları söylemiş:

“Tüm okullarda derslik sorunu yaşanırken, imam hatiplere ayrıcalık tanıdınız… Siyasi projenizin simgesi olan türbanı yasalara aykırı olarak bütün okullara soktunuz. Bütün okullara bayrak yaptınız, anaokullarındaki 3 yaşındaki çocukların başlarını bağlattınız..."

Nur Serter söylediklerinin doğru olduğuna inanıyordur muhakkak. Ancak, derslik sorunu denilen olgu, İmam-Hatipler de dahil bütün okulların ve şu durumda belki de en çok İmam-Hatip okullarının problemi.

Esas problem, ‘türbanı yasalara aykırı olarak bütün okullara soktunuz' sözünde.

Milletvekili de olan Prof. Dr. Fatma Nur Serter zahmet edip mevzuatı gözden geçirdi mi bilmiyoruz ama, yasalarda başörtüsü -ya da türban- ile ilgili bir yasak yok!..

Anaokullarındaki 3 yaşındaki çocuklar meselesi, öncelikle yaş konusunda tashihe muhtaç. Gösterdiği fotoğrafta bulunan çocukların ya da ailelerinin konuyla alakalı bir problemleri yoksa, bunu vahim bir durummuş gibi yansıtmaya çalışması ise akıl alacak gibi değil.

Çocuklarımızın nasıl giyineceği konusunu kimseye sorma mecburiyetimiz olmadığına ve bahis konusu çocuklar da kendisine ait olmadığına göre; Nur Serter'e ne oluyor ki?..

Serter ve onun gibi düşünenlerin, ellerine imkan geçtiği zaman yaptıkları, hayata nasıl baktıklarını açık seçik gösteriyor: Kahir ekseriyetin yanlış, kendilerinin ise yüzde yüz doğru olduklarına inanıyorlar…

Oysa bütün yaşananlardan hareketle biliyoruz ki; yanlış olan onlardır. Hem de yüzde yüz!

Bana kalırsa, yanlış düşündüğü konusunda Nur Serter'i bilgilendirmek gerek…

Bunun nasıl yapılabileceği konusunda da, onun uygulamalarından örnek alınabilir: Evet anladınız, ikna odası…

Ama bir ikna odası oluşturmak ve kendisini oraya çağırma imkanı yok. Bu tür uygulamalar, tıpkı kendilerine başvuran zihniyet gibi tarihe gömüldü... O zaman, şunları olsun söyleyelim kendisine:

“Siz, herhalde iyi niyetlerle(!), üniversiteye kayıt olmak üzere gelen kızlarımızı başörtüsü takmaktan vazgeçirmeye çalışıyordunuz. Biz ise bütün iyi niyetimizle; Dinlerinin emirlerine uymak için tesettürü tercih edenlere yönelik tavırlarınızın yanlış olduğunu anlatmak niyetindeyiz.

Biliyorsunuz ki Türkiye'de yaşamakta olan yaklaşık 76 milyonun yarısı kadındır ve yine biliyorsunuz ki, ülkemiz kadınlarının yüzde 70 civarında bir çoğunluğu başörtüsü kullanmaktadır.

Bu oranlar son dönemlerde yapılan güvenilir kamuoyu araştırmalarının sonuçlarıdır ve yine ayrı araştırmalar; ülkemizin yüzde 90'dan daha fazla bir kesiminin, başörtüsü ile herhangi bir problemlerinin olmadığını da ortaya koymaktadır.

Mer'i mevzuatımızda, başörtüsünü yasaklayan herhangi bir kanun maddesi olmadığı gibi; aksine, mesela üniversitelerde kılık kıyafetin serbest olduğuna dair bir kanun bile vardır.

Bir zamanlar üniversitelerdeki yasağın dayanağı olarak kullanılan ‘kılık kıyafet yönetmeliği' de, hukuk hiyerarşisi açısından yok hükmündedir.

Çocuklarının nasıl giyineceği, herkesten çok ailelerinin meselesidir. Nasıl kimse sizin çocuğunuza karışmıyorsa; sizin de başkaların çocuklarına karışma hakkınız ve hele yetkiniz yoktur.

Sizi bu türden davranışlara iten saiklerin ne olduğunu bilmiyor ve merak da etmiyoruz. Ama lütfen, dönem dönem yaptığınız çıkışlarla, inanan insanları incitmekten vazgeçin artık.”

Ekrem Kızıltaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız