İbrahim'le Nemrut barış yapar mı

İbrahim'le Nemrut barış yapar mı?

Türkiye, sorunlarını çözüp işleri yola koymak, karanlıktan aydınlığa çıkmak istiyor.....

“Sağ sol liginde, siyasi derbiler düzenleniyor, insanlar vuruşturuluyor.. Maçın sonunda eve dönüldüğünde bir de bakılıyor ki ölenler ve öldürenler akraba, konu komşu.. Yabancılaşmanın, modernleşmenin en trajik boyutlarına savrulduk.” diyen Mustafa Yürekli, vahyi esas alan İbrahim milleti ile aklı esas alan Nemrut milletinin topraklarımızda binlerce yıldır savaştığını hatırlatıp bugün ülkenin omurgasını İbrahim milletinin oluşturduğunu söylüyor.. Türkiye'nin sorunlarını da İbrahim milletinin çözeceğini savunuyor.

Türkiye, sorunlarını çözüp işleri yola koymak, karanlıktan aydınlığa çıkmak istiyor.

Dış güçler ve içimizden biri olup da yabancılaşanlar, bu yeni arayışımıza bir son vermeye çalışıyorlar. Sorunlarımızın çözülmeden kalmasını istiyorlar.

Milletimize yabancılaşan kesimler, dış güçler adına, Türkiye'yi güçsüz ve etkisiz bir ülke durumunda tutmaya uğraşıyor.

ALLAH'IN KÜRSÜSÜ

Milletimiz, dünya ve hayata dair tevhidi görüşünü, anlam dünyasını Kur'an-ı Kerim'le yeniliyor.. Her gün, beş vakit namazda, Bakara Suresi'nin Ayete'l Kürsi adı verilen ayetini okuyarak medeniyetimizin temelini bekliyorlar.

Milletimiz, tarih yolculuğunu kadim yolda sürdürmek istiyor, hakikat medeniyetini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Kainatın, hayatın ve insanın izahında dayanak yaptığı Kur'an-ı Kerim'in ekseninde siyaset arzuluyor : “Allah - O'ndan başka tanrı, boyun eğilecek, bağlanıp saymayı hak eden, uyulacak güç yoktur - her zaman diridir, hayatın ve kudretin kaynağıdır. Varlıkları yönetir, yarattıklarını tedbir ve tasarruf edip ayakta tutar. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyur. O'nundur ne varsa göklerde ve yeryüzünde. Kimdir izni olmadıkça onun yanında şefaate kalkışacak? Allah insanların önlerindekini, gözlerin önünde, açık olanı da bilir, artlarındakini, onlardan gizli tutulanı da; dilediği kadarının dışında ilminden bir şey kavrayıp kuşatamaz insanlar. Kürsüsü (kudreti ve egemenliği) gökleri de çepeçevre kaplayıp kucaklamıştır, yeryüzünü de; bütün kainatta hükmü geçer. Göğü, yeri korumak, ona ağır da gelmez. O'dur çok yüce ve çok ulu.” (Bakara Suresi, Ayet: 255.)

Kurtuluşumuz, İslam'da, cüzi irademizle, milli irademizle Allah'a teslim olmakta. Vahye dayalı düşünceyi ve siyaseti, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de savunuyoruz. Allah'ın nasıl gökyüzünde kürsüsü varsa, yeryüzünde de kurulmalı. Adalet, irademizle, gönüllü olarak Allah'a bağlanmak ve itaat etmektir çünkü.

AYDINLIK İLE KARANLIĞIN SAVAŞI

Türkiye'de Tanzimat'tan beri, aydınlık ile karanlık arasındaki savaş şiddetlenmiş, İkinci Meşrutiyet'ten sonra sözkonusu yabancılaşmış kesim iktidara geçince de ülke büsbütün karanlığa yuvarlanmıştır.. Mülkün temelinden adalet alınmıştır, yani devletin temelinden Kitap!

Bugünlerde, Kur'an-ı Kerim'den Bakara Suresi'nin 256'ıncı ayetlerini daha çok okumalıyız: “Dinde zor ve baskı yok. Gerçekten de doğru yol ve iyilik ile azgınlık ve kötülük apaçık ortaya çıkmış, kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağuta (şeytanı, despotları ve şeytani güçleri, doktrinleri ve düzenleri) sırtını dönüp reddederek Allah'a inanırsa, şüphe yok, öyle sağlam bir kulpa yapışmıştır ki hiç kopmaz o ve Allah her şeyi duyar, bilir.” (Bakara Suresi, Ayet: 256.)

Türkiye, bu ayetlerin aydınlığında sorunlarını çözüp işlerini yola koyabilir çünkü..

Dünya güçleri ve içimizden iş tuttukları kişilerse, iki yüz yıldır milletimizin elinden Kur'an-ı Kerim'i almaya, medeniyetimizi büsbütün ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.. Dünya güçleriyle temasta milletimize iyice yabancılaşan bu kesimi, İslam'la, tarihimizle ve medeniyetimizle problemli oluşlarından tanırız..

Milli duyarlılıkları paylaşmayan, ‘İrtica geliyor!', ‘Laiklik elden gidiyor!' kuruntularıyla halk düşmanlığı yapan ve insanımızın güçlü, etkili ve İslam dünyasının lideri bir ülke olma ülküsüne düşman bir kesim..

Darbe yapıp devlete el koyarak, bozgun çıkaranlar, milletimize baskı ve sömürüyü reva görenlerdir bunlar.. Zorba cuntalar, millete rağmen anayasa yazmaktadır. Devletin, mülkün temelinden adaleti kaç kez söküp attılar: “Allah velayetini üstlenmiştir, inanç sahiplerinin; dolayısıyla yakınlarıdır, dostlarıdır, işlerini yürütendir ve yönetendir. Müminleri karanlıklardan (cehalet, azgınlık ve kötülüklerden) kurtarıp aydınlığa (hakikate, doğru yola ve iyiliğe) çıkarır. İnanmayanlarınsa, velayetini tağut (despot, şeytani güç) üstlenmiştir. Zorbalar, inançsız (tanrı tanımaz, materyalist, batıcı) insanları aydınlıktan (gerçeklerden, iyiliklerden ve doğru yoldan) karanlıklara (yalanlara, kötülüklere ve azgınlığa) götürür. İşte o ateşe mahkum olan inançsızlar bir daha çıkmamak üzere cehenneme girecekler ve sonsuza dek orada kalacaklardır.” (Bakara Suresi, Ayet: 256, 257.)

İttihat Terakki ile tecessüm eden, milletimizi karanlığa gömen ve yokoluş noktasına getiren batıcı, tanrı tanımaz, materyalist zihniyet, sürekli İslam'ın inanç temellerine ve İslam medeniyetine saldırmaktadır..

Devletimizi zorbalara kaptırdık, temelsiz anayasalarla, bozgunda bocalayıp duruyoruz. Gücün ve menfaatlerin belirlediği, geçerli olan olmayan ekseninde yaşıyoruz artık. Doğru yanlış eksenini, iyilik kötülük eksenini, hak batıl eksenini terk edeli on yıllar oldu.

Modernleşme, milletimizi, diri diri karanlığa ve kötülüğe gömme olayıdır. Türkiye'de binlerce yıldır vahyi esas alan İbrahim milleti ile aklı esas alan Nemrut milleti çatışmaktadır, bir medeniyet savaşının tam ortasındayız.

HALİL İBRAHİM MİLLETİ

20. yüzyılda, Türkiye'de, insanımıza, karanlık dayatıldı; Nemrut'un ideolojileri, modern paganizm, milliyetçilik, faşizm, liberalizm, sosyalizm ve kapitalizm hunharca egemen kılındı..

Aklı esas alan Nemrutlar, darbeciler, zorbalar, statükocular, acımasızca halkımızı bozguna sürüklediler. Hakikati dile getirmek ve savunmak, adaleti savunmak suç oldu, ülkemizde, on yıllarca: “Baksana, Allah kendisine iktidar (hükümdarlık, saltanat, güç ve zenginlik) verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya kalkana! İbrahim ona ‘Benim Rabbim, hem dirilten, hem öldürendir.' dediği zaman, o da ‘Ben de, diriltir ve öldürürüm.' demişti. İbrahim ‘Allah, güneşi doğudan doğduruyor. Haydi sen de batıdan getir!' deyince, o tanrı tanımaz, materyalist, inançsız herif donakaldı.” (Bakara Suresi, Ayet: 258.)

Yeni yapılan Anayasa'ya ‘Türkiye bir İslam devletidir.' ve ‘Tüm kanunlar İslam'a uyumlu olmak zorundadır.' maddelerini yazmayı teklif edin bir.. Laiklik edebiyatında buluşmalarından ve bütünleşmelerinden tanıyacaksınız, çağdaş Nemrut milletini..

BDP Kürt oylarının ancak yüzde 25-30 arasında bir kısmını alabiliyor. Buna sebep olarak, BDP'nin Kürtçülüğü, solculuğu, PKK ile yani terörle iç içeliği gösterilebilir. Üstelik terör ortamında, baskıyla alınan bir sonuç bu.

Türkiye genelinde CHP ve MHP de oyların ancak yüzde 25-30 arasında bir kısmını toplayabiliyor.. Bürokratik güç, iş dünyası ve medyanın desteğine rağmen, baskı ve sömürü ortamında alabiliyorlar bu sonucu.

Bu iki veriyi yan yana koyduğumuzda, bu paralellikten anlıyoruz ki toplumun dörtte biri, Batı'yla temasta çürümüş. Batılı ideolojilerle, takma Batılı akılla kötülüğün içinde iyilik arayıp duruyorlar. Sağ sol liginde, siyasi derbiler düzenleniyor, insanlar vuruşturuluyor.. Maçın sonunda eve dönüldüğünde bir de bakılıyor ki ölenler ve öldürenler akraba, konu komşu.. Yabancılaşmanın, modernleşmenin en trajik boyutlarına savrulduk.

Modernleşme sürecinde toplumumuzun yüzde 70'ten fazla bir oranla sağlam kaldığını, İbrahim milletinden olma özelliğimizi koruduğumuzu düşünüyorum. Dolayısıyla Kürtler'in de, solcu, PKK'lı, Kürtçü olmayan kesiminin Hz.İbrahim milletinden olduğunu düşünüyorum.

İslam, ramazanlarıyla, Kur'an-ı Kerim ve Hz.Peygamber (s.a.v.) sevgisiyle, namazla, oruçla, zekat ve sadakalarla toplumumuzun özünü korudu. Ülkemizin omurgasını bu kesim, vahyi esas alan Hz.İbrahim milletinden olma özelliklerini koruyanlar oluşturur.

Hiç şüpheniz olmasın, Hz.İbrahim milletinden olanlar, birbirlerine "Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok." demekte zorlanmayacaktır.

Herkes İslam kardeşi olduğumuzu hatırlamalı, birbirini affetmeli, kucaklamalı ve sevmeli.. Bu ancak Yusuf, yani Hz.İbrahim milletinden olmakla yapılabilecek bir şey tabi.

Ve ülkenin tüm soranlarına çözümü de, Hz.İbrahim milletinden ve Muhammed (a..s.)'in ümmetinden olan bu kesim üretecektir..

Mustafa Yürekli
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız