Mustafa Kemal Hiç Savaşmadı - Ordunun Başında Olmamıştır Yönetmemiştir

Hiç Bir Cephede Hiçbir zaman Mustafa Kemal Bir Kere Ordunun Başında Olmamıştır Yönetmemiştir (İsmet İnönü ) İsmet Paşa Cephede Vardı Cephenin Başında Vardı (Kazım Karabekir ) Kazım Paşa Vardı Halid Paşa Vardı Fevzi Paşa Vardı ama Mustafa Kemal hiç Bir Zaman Hiç Bir Savaşta Cephede Cepheye Gidip Ordu Yönetmemiştir
büyük Taruzda Kaburgaları Kırk Oldugu İçin Düşmanı Ordu Kovalıyor Kaburgaları Kırk Oldugu İçin Son gün Gidıiyor Çadıra Gidiyor Orduyu gördüğü Falan yok İşte Savaşlarla Münasebeti Budur Hep Perde Arkası Siyasi Kulislerle Meşguldur

Savaşı Yapan Milletdir Atalarımızdır ve Bizzat Birinci Tükiye Meclisidir Bu savaşı Destekleyen Birinci Millet Meclisidir......

ve Lozana Gidiliyor İsmet İnönü (İngiliz Siyonizm Mason Projesi) Lozanda Türkiyenin Karşısına Önüne Öyle bir Proje Koyuyorlarki Devletin adı gidiyor başkenti gidiyor siyasi hukuki imtiyazi dini tarihi (inkilaplar sömürge projesi ) kültürü ne varsa hepsini yok etme projesi sunuyor (ingiliz siyonizm mason projesi )bunun üzerine ismet inönü diyorki ben böyle bir anlaşmayı imzalayam böyle bir anlaşmayı imzalarsam bunu türkiye birinci büyük millet meclisi bunu kabul etmez diyor ismet inönü ve ismet inönü lozan anlaşmasını imzalamadan türkiye dönüyor ismet inönü türkiyeye trenle fransa üzerinden dönerken o tarihte mustafa kemal izmir iktisat kongresinde ismet inönü türkiyeye dönmeden daha ismet inönü türkiye gelmeden istanbul hahambaşısı yahudi olan Nayim Hayun lozandan izmire gidiyor Lord Curzon emrini projesini mustfa kemal-e bildiriyor haham başıyla mustafa kemal lozan projesini üzerine anlaşıyorlar ve bunun üzerine ingiliz işgalı devam ediyorken fransız italyan işgalı devam ediyorken istanbul ve anadolu işgal altındayken LOZAN görüşmeleri çıkmaza girmişken ismet inönü türkiyeye gelmeden mustafa kemal orduya terhis emri veriyor ülke işgal altında meclise sormadan orduyu dagıtıyor ve bunlar eskişehirde buluşuyorlar ankara gelince ankarada kıyamet kopuyor birinci türkiye meclisi ihaneti hıyaneti görüyor ankaraya gelip lozan projesini imzalayaksın deyince millet vekilleri peşpeşe kürşüye fırlıyorlar özelikle trabzon millet vekili ali şükrü bey bu lozan projesi ihanettır diyor
Ali Şükrü Lazistan milletvekiliydi. yolsuzluk ve zulüm olduğunu mecliste yaptığı bir konuşmada anlattı. Bunun sona erdirilmesi için meclisin ağırlığını koyması gerekiyordu. Ali Şükrü Lozan Konferansı’ndaki başarısızlıkları anlattığı bir oturumda “Savaşta kazanılan masada kaybediliyor” diyordu. Mustafa Kemal Paşa öfkesinden silahına sarılmış, Ali Şükrü de silahını çekmişti.


misak-ı milliyeye ihanettir diyor bunun üzerine birinci millet meclisin ingiliz siyoniz moson projesini lozan anlaşmasını imzalaması mümkün değil bunun için birinci meclis darbe yapılıyor ekarte ediliyor meclis dagıtılıyor göz dagı veriliyor ... mustafa kamal ve ekibi muhafız alay komutanı topal osman -a ali şükrü ve 10 yakın millet vekilini öldürmesi için emri veriyor topal osman ın adamları tarfından ali şükrü öldürüyor boguluyor 27 mart 1923 bu tarih meclisin susturuldugu tarıhtır milletin boguldugu tarıhtir bu tarıh KURTULUŞ savaşının satıldıgı tarihtir bu zamana kadar millet savaştı birinci meclis savaştı ve meclisin işi bitirldi milletin işi bitirldi askerin işi bitirldi DİKTATÖRLÜK GELDİ ingiliz siyonizm mason projesi geldi trabzan millet vekili ali şükrü boguluyor ve cesedi cankaya köşkünün bahçesine gömülüyor 2 gün sonra 29 mart günü ceset cankayanın köşkünden çıkarılıyor Topal Osman’ın karargâhının yakınlarında cesedi bulundu. Bugün o kadar iletişime araştırmaya rağmen bile bir kaç gün içinde bulunamıyor cesetler! Mustafa Kemal Paşa Topal Osman’a Ali Şükrü’yü öldürtüyor, Topal Osman’ı da ortadan kaldırıyor Mustafa Kemal Paşa, meclisin dağılacağını ve seçime gidileceğini, arkasından da Halk Partisi’nin kurulduğunu açıkladı. Meclis dağıtıldı, Halk Partisi örgütlendi. Mustafa Kemal Paşa Halk Partisi’nin de başkanı oldu. Milletvekilleri Mustafa Kemal Paşa’nın parti başkanlığından istifa etmesi gerektiğini söylediler. Çünkü hem devlet başkanı, hem de parti başkanı olunmamalıydı. Mustafa Kemal Paşa milletvekillerini tersledi. Yeni yönetim şeklinde partiler değil, tek parti olacaktı. Bu da Mustafa Kemal Paşa’nın partisi olacaktı. Bu gelişme üzerine silah arkadaşları Mustafa Kemal Paşa’dan uzaklaşarak Rauf Bey’in önderliğinde toplandılar. Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında sadece İsmet Paşa ve Fevzi Paşa kaldı. Tahmin edileceği gibi Halk Partisi her yerde seçimi kazandı! (görüntü seçim) Milletvekili seçilenler Mustafa Kemal Paşa’nın onayı ile seçildi. Halk Partisi’nin seçim bildirgesi 6. maddesinde ‘’Ordu mensuplarının refahlarını sağlamak esastır’’ deniliyordu (darbe merekzli anayasa)



Birinci Meclis Yeni Devlet İçin Savaşmadı Halk ve o dönemin Meclisi; Hilafet için Kuran Merkzli Anaayasal Düzen için mücadele etmiştir ·


Halk ve o dönemin Meclisi; Hilafet/Şeriat ve Saltanat makamı için mücadele etmiştir, kemalizm için değil


23 Temmuz 1919 Erzurum ve 4 Eylül 1919 Sivas Kongreleri’nin ve TBMM açılış bildirilerinde şu sözler mevcuttur:

“Osmanlı yurdunun bütünlüğü, millî istiklâlin sağlanması ve yüce Hilafet ve Saltanat makamının korunması için milli kuvvetleri harekete getirmek ve milli iradeyi hakim kılmak, esastır.”

- M.Kemâl, konuştuğu yabancı gazetecilere de (1920-1922) aynı şeyleri söylemektedir. Meselâ Berthe Georges Gaulis 1922′de neşredilen eserinde M. Kemal ile şunları konuştuğunu yazmaktadır:


"Ya İstanbul? " dedim. Yüzünde kendi gücünden gelen biraz alaycı bir gülümseme belirdi:


‘İstanbul, her devirde Doğu ile Batı arasında büyük bir rol oynamadı mı? O bizim en büyük sanat, ticaret ve mübadele merkezimiz değil mı?’

Sonra, yine ciddi bir tavır alarak:

‘Sultan, dini lider, bütün milletin kendisine saygı beslediği Padişah, islâm’ın en yüksek şahsiyetidir. Biz, Hilâfet ve Saltanatı, Osmanlı hanedanını muhafaza edeceğiz ve onu yabancı entrikalara karşı koruyacağız.”
Tarih ve Edebiyat Mayıs 1981 M. Kemal'in Milleti ve Meclisi aldattığı



M. Kemal'in Milleti ve Meclisi aldattığının delili (Nutuk'tan)
"Gerçek, Osmanlı Saltanatının ve Hilâfetin yıkılmış ve ortadan kalkmış olduğunu düşünerek yeni temellere dayanan, yeni bir devlet kurmaktan ibaretti. Fakat durumu olduğu gibi dile getirmek amacın büsbütün kaybedilmesine yol açabilirdi (...)"

Yani, amacının büsbütün kaybedilmemesi için durumu olduğu gibi dile getirmemiş. Açıkça yalan söylediğini itiraf ediyor. Bu hainlik değil de nedir? Hem Milleti, hem Meclisi kandırmak değil de nedir?

Bu durumda Cumhuriyet'i, Laikliği, Kemalizmi; "Millet istedi" denilebilir mi?
KAYNAK: M. Kemal, Nutuk, 6. Bölüm: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Toplanması, 3. Konu: Hükümetin Kurulması




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız