Suriye uçağımızı neden vurdu

Bana göre Suriye ordusu, uluslar arası sularda seyreden Türk jetini vurarak şunu yapmak istedi. Bu olay sonrasında oluşacak dalgalanmayla Arap sokağındaki rüzgarı kendi arkasına alacaktı.
11 Kasım 2011 günü Suriye’deki Baas rejimi, tarihinin en kötü günlerinden birini yaşadı.
Kahire’de yapılan Arap Birliği zirvesinde Suriye’nin Birlik üyeliği askıya alınmıştı.
Bu onlar için gerçekten kabus gibi bir şeydi.
Çünkü uyanır uyanmaz ‘varlığım arap varlığına armağan olsun!’ yeminiyle güne başlayan bir rejimdir Suriye’deki.
Bir başka deyişle Baas rejimi bütün referanslarını Arap milliyetçiliğinden alır.
‘Baas’ kelime anlamıyla ‘yeniden doğuş’ anlamına gelmektedir ki buradaki atıf, Arapların yeniden dirilişine dönüktür.
Haliyle her şeye değişik propaganda yöntemleriyle bir kulp takma becerisine sahip olan Suriye rejimi, Arap Birliği’nin kendisini kapının önüne koymasıyla ne yapacağını bilemez hale gelmişti.

Sonra şöyle bir şey oldu.
İki gün sonra yani 13 Kasım’da, rejim yanlısı öfkeli bir grup Şam’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne taş ve sopalarla saldırdı.
Bu saldırının nedeni şuydu: Suriye rejimi, Arap Birliği’nce üyeliğinin askıya alınmasından Türkiye’yi sorumlu tutuyordu.
Ankara, Suriye’ye bir nota verdi ve Şam’daki personelin bir bölümü aileleriyle birlikte Türkiye’ye döndü.

SURİYE TÜRK JETİNİ DÜŞÜRÜRKEN NEYİ HESAPLADI?

7,5 ay önce yaşanan bu gelişmeleri şunun için aktardım.
Bana göre Suriye ordusu, uluslar arası sularda seyreden Türk jetini vurarak şunu yapmak istedi.
Bu olay sonrasında oluşacak dalgalanmayla Arap sokağındaki rüzgarı kendi arkasına alacaktı.
Tabi böyle bir dalgalanma olması için öncelikle Türkiye’nin bugünkü gibi değil başka türlü davranması gerekiyordu.
Türk jeti düşürüldükten hemen sonra, buna hemen bir karşılık verilecek, sonra Suriye tekrar saldıracak, Türkiye mukabele edecek ve savaş büyüyecekti.
Devamında NATO önderliğinde Batı bloku Türkiye’nin arkasında durunca, Suriye rejimi yüzünü Arap dünyasına çevirecek, “bakın bütün emperyalistler bize cephe aldı” diyecekti. Tabi bir müddet sonra ilk ateşi açanın Suriye tarafı olduğu da unutulacak, Araplarda milliyetçi bir dayanışma ruhu ortaya çıkacak, çoğu Suriye’nin etrafında kenetlenecek, bu sefer Türkiye hedef haline gelecekti.

Yani Şam yönetiminin hesap ettiği gibi gelişseydi her şey, mesele kısa sürede bir Türkiye-Suriye meselesi olmaktan çıkıp, Türkiye-Arap dünyası meselesine dönüşecekti.
Baas rejimi de içine düştüğü bu yalnızlıktan kurtulup nefes alacaktı.
Evet bence Suriye bizim jeti düşürerek böyle bir hesap yapmıştı.
Ama Cuma gününden buyana gösterdiği ‘itidalli’ tutumu sayesinde, duygusal akılla değil, stratejik akılla hareket ettiği için, Arap dünyası dahil Uluslar arası camia Suriye’nin değil, Türkiye’nin arkasında durdu.

SALDIRI ÖNCEDEN PLANLANLANMIŞ GİBİ

Açık denizlerde seyreden uçakların sınır ihlali yapması nadir görülen bir durum değil.
Önceki gün Başbakan’da açıkladı. Sadece 2012’nin ilk altı ayında Türk hava sahası 114 kez değişik ülkelerin uçakları, helikopterleri tarafından ihlal edilmiş.
Ki bunların içinde Türk Hava Sahası’na girip çıkan 4 tane Suriye helikopteri de var.
Bana göre Suriye yönetimi, Cuma gününden daha önce saldırı kararını vermişti.
Türk uçakları Suriye hava sahasını bir gün yeniden ihlal ederse, hemen saldırıya geçilecekti.
Aksi durumda, böylesine delice bir kararı, Ordunun ilgili sorumluları birkaç dakikalık bir zaman diliminde alıp uygulayamazlar.
Hedefleri olan, sonrasına dönük beklentiler içeren, planlanmış bir saldırıdır bu.
Ama şu ana kadar süreç, onların istediği gibi gelişmedi.

Mehmet Acet
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız