Lozan andlaşmasının 37. Maddesine bakalım

Lozan andlaşmasının 37. Maddesine bakalım:

“Türkiye 38′den 44′e kadar olan maddelerde musarrâh ahkâmın KAVÂNİN-İ ASLİYYE şeklinde tanınmasını ve hiçbir kânun, hiçbir nizâm ve hiçbir mu’âmele-yi resmiyenin bu ahkâma münâfi’ veya mu’ârız olmamasını ve hiçbir kânun, hiçbir nizâm ve hiçbir mu’âmele-yi resmiyenin ahkâm-ı mezkûreye ihrâz-ı tefevvuk etmemesini ta’ahhüd eder.” (Fotoğrafa bakınız)

Yani, 37. maaddeden itibaren gelen 7 maddeyi, kendi anayasasından, yasalarından, tüzük ve işlemlerinin hepsinden üstün kabul etmiş ve gelecekte yapılacak hiçbir düzenlemenin bu maddelere aykırı olamayacağına dair taahhütte bulunulmuştur!

Kapı gibi “dikteyi” kabul etmiş sizin “sözde” kahramanlarınız. Bunlar Lozan’ın değiştirilemez maddeleridir.

Allah’ın (celle celaluhu) Kanunlarını (haşa) yok sayanlar, kafirlerin dolayısıyla “düşmanlarımızın” kanunlarını almışlar… Bunlar da yetmezmiş gibi, üstüne birde “dikte” kabul etmişler. Bunun adı kurtulmaksa, kaybetmekten ne anladığınızı düşünmek dahi istemiyorum. Böyle “sözde” kahramanlar sizin olsun.

Bizim Kahramanlarımızdan Abdülhamid Han (radıyallahu anh), Osmanlının çok sıkıntılı döneminde, Yahudiler Filistin topraklarından bir miktar alabilmek için yüklü miktarda İngiliz altını teklif ettikleri halde; “Biz o toprakları kan dökerek aldık, ancak kanla geri veririz” diyerek onların bu teklifini reddetmişti.

Işte Kahramanlık budur.

Yoksa kafirlerin sembolü olan şapkayı takmadıkları için, savunmasız alimlerin ve milletin başını kesmek değildir kahramanlık.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız