Lozan da oynanan oyun

LOZAN'DA OYNANAN OYUN.

Hılâfet’in ilgasını intaç eden siyâsî manevra. Lozan Konferansı esnasında tezgâhlanmıştır ki, bu hususa dâir işbu eserin birinci cildinde oldukça tafsilât verilmiştir. Orada yazılanları tekrarlamamak için burada plânın mantığını tebarüz ettirmekle iktifa edecek ve okuyucularımızdan o kısmı tekrar gözden geçirmelerini rica edeceğiz.

İsmet Paşa Lozan’a gittiği sırada M. Kemâl Paşa Türkiye’de halife olmak temayülü içinde bulunuyor ve bu temayülü ifâde eden beyan ve hareketleri açıkça icra ve ifâdan ictinâb etmiyordu.

Biraz aşağıda “ilganın fiilen gerçekleşmesi” keyfiyetinin izahı sadedinde bu babtaki faaliyetlerin tafsilâtını nakledeceğiz. Aynı şekilde İsmet Paşa da Lozan’da Hılâfet’in muhafaza edileceği kanaatini uyandıran beyanatlar veriyordu ki,bunlardan bir iki misâli evvelce zikrettik.

İngiliz Hâriciye Vekili Lord Gürzon Hilâfet mevzuunda yeni Türk idarecilerinin takındıkları bu lavn görünce arada bir, onları yoklamaktan da geri durmuyordu.Lozan zabıtları dikkatle incelendiğinde, Lord Gürzon’un kasden bazı islâmî mevzulara temas ettiği, bununla, Türk Başmurahhası’nın hissiyatını yoklamak maksadını lakibettiği açıkça görülür. Bunlardan biri olarak öteden beri “mesned-i hilâfet” kabul edilen “Emânât-ı Makaddese” nin ve bu meyanda meşhur Medine müdafii Fahreddin Paşa’nın emniyyet mülahazasıyla Medine’den İstanbul’a naklettirdiği dinî ve tarihî kıymeti haiz bir kısım eşyanın yerlerine iadesinden dem vuruyor ve bu taleb İsmet Paşa’nm dini bütün bir müslüman ve bir nevi halife murahhası ölçüleri içinde hışımla cevap vermesine sebep teşkil ediyordu.

Bu yoklamalardan sonra Lord Gürzon müzâkereleri çıkmaza sokmuş, sulhun imkânsızlığına dâir beyanlarda bulunmaya başlamıştı. Bununla da iktifa etmeyerek İnönü’nün “müşavir” sıfatıyla Lozan’a götürdüğü meşhur hahambaşı Haim Naüm Efendi’yi İsmet Paşa’ya göndermiş ve “eski taahhüdleri istikametinde kalarak Hilâfeti ilga etmemeleri hâlinde sulhun imkânsızlığı “O’na açıkça söylemişti.

Sulhun gerçekleşmesi için Hılâfetin ilgâsı şart koşulunca,Türkiye’den ayrılmazdan önce bu müessesenin muhafaza edilmek istendiğini bilen,hatla M-Kemâl Paşa’nın halife olmak arzusunu taşıdığına vâkıf bulunan İnönü, “Böyle bir şeye re’sen karar vermek selâhiyetini hâiz (bulunmadığını”söylemiş ve Haim Naum Efendi’yi, mes’eleyi bizzat M. Kemâl Paşa’ya anlatmak üzere Türkiye’ye gitmesini tavsiye etmişti.

Bu sırada M. Kemâl Paşa İzmir’de toplanacak olan ” İktisad Kongresi” nde bulunmak üzere Ankara’dan yola çıkmış ve her gittiği yerde Hılâfeti göklere çıkaran konuşmalar yapa yapa İzmir’e vâsıl olmuştu.İşte, İzmir’e gelmiş ve henüz İktisad Kongresindeki konuşmasını yapmamış bulunduğu bir sırada Haim Naum Efendi kendisine mülâki olmuş ve Lozan’da Hilâfet mes’elesi etrafında teessüs eden karar ve niyeti öğrenmiştir.

Böylece Hılâefet muhafaza edilmek istenildiği takdirde sulhun gerçekleşemeyeceğini anlayan, halbuki tasarladığı inkılâb hareketleri için biran önce sulha nail olmak hususunda dehşetli bir isticali bulunan Kemal Paşa İzmir’de artık mukavemetten vazgeçmek kararına varmış ve bu kararı fiiliyata döken iki icraatı derhal orada gerçekleştirmiştir.

Bunlardan birisi İzmir İktisad Kongresi’nde söylediği ve yol boyunca irad ettiği nutuklarla tezad teşkil etmek üzere Hılâfet’i tahkir eden sözlere yer vermesi diğeri de askerin, yorgunluğunu ileri sürerek silâh altındaki efradın büyük bir kısmını terhis eylemiş bulunmasıdır.

Bununla sûlhü Hilâfet’ten vazgeçmemek kaydıyla gerçekleştirmek istikametinde hareket etmeyeceğini, kısacası Haini Naum vasıtasıyla kendisine teklif edileni kabule meylettiğini fiilen göstermek işlemiştir. Sonra da bu kongreyi idare etmesi mevzubahis olduğu halde, bunu Kâzım Karabekir Paşa’ya terk ve havale ederek geri dönmüştür ki, bu seyahat ve harekât utrzından ileride tafsilatıyla bahsedilecektir

Eskişehir’de Lozan’dan dönen İsmet Paşa’ya mülâki olan ve O’nunla birliktetrenle Ankra’ya gelen M. Kemal Paşa, yolda mes’elenin tafsilatım öğrenmiş veartık Hilâfet mevzuunda tamamen rota değiştirmiştir. Bu değişikliğin fiilî emarelerinden biri de henüz tasfiye edilememiş bulunan Meclis’teki “İkinci Grup ” un zoruyla icra edilen “gizli celse” deki sözlerin en hayali bir kısmını ifşa etmek üzere kasden seyahate çıkmış bulunmasıdır.

O sözler Türkiye’nin Musul mevzuunda daha fazla mukavemeti göze alamayarak yani İngilizlerle harbe cür’et,edemeyerek gerekirse burasından vazgeçmenin lüzumuna dâirdi. Gizli celsedesarfedilmiş bir sözün, izhar edilmiş bir kanaatin, Konya’da gazetecilere alenen ifâdesi ne menem şeydi? Bu sözler binbir entrika ile Lozan’daki konferans müzâkefelerini inkıtaa uğratmış bulunan ve bu taktik ve siyâsetin ne şekil alacağını görmek üzere ses dinlemeye koyulan Lord Gürzon’a karşı uzaktan yükseltilmiş bir nevi teslim bayrağı gibiydi.

Bu teslim bayrağının Türk siyâset ufkunda dalgalanışı nihâî olarak 3 Mart 1924′te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndevâki’ olacaksa da O’nun sırrı ve gayrı resmîsi daha önce böyle ve defaatle gerçekleşmişti

.Bu andaki taktik “Hılâfet’in ilgası” hususundaki eski taahhüdlere sâdık kalınacağı garanti edilmekle beraber bunun ancak II.Meclis’te gerçekleşebileceğine İngilizler’i ikna etti.

İşte bu gibi sebeplerle ortaya çıkan bu teslim oluşun bâtını veçhesine daha fazla yer vermek imkânı -şimdilik- mevcud olmadığından zahirde cereyan eden ve Hılâfet’in ilgâsıyla neticelenen hâdiselerin panoramasını takdim etmek istiyoruz…….

Kaynak:Lozan Zafer Mi Hezimet Mi Cilt 3 – Kadir Mısıroğlu
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız