Kemalistlerin istismar malzemesi kadın

Okullarda ezberletilen bir “çağdaş Türk Kadını” masalı vardır. Bu masala göre “vatan kurtarıldıktan sonra kadınlarımız da (kuranı kerimin emrettigi ) kılık kıyafet devriminden örtüsünden kurtarılmıştır, seçme, seçilme hakkıyla beraber bir sürü özgürlük kazanmıştır, tango filan öğrenmiştir, Türk Kadını Ata’sına minnettardır…”.gibi palavralar ezberletilir peki gerçekte nedir? 


ÜSTADI TARİH (ilğili bağlantılar tıkla) 

istismar malzemesi kadın


İnsanlık tarihi boyunca en çok istismar edilen nedir? diye sorsanız bana, hemen “kadın” diye cevap veririm. İslamiyet ve ondan önceki hak dinler hariç her devirde kadın, devamlı sömürü vasıtası olmuş. İnsan yerine bile konulmamış. Herhangi bir ev eşyasından farkı olmamış kadının. 

Mesela, Roma kanunlarında köle olarak kabul edilirdi. Vatandaşlık hakkından mahrumdu, ona, herhangi bir ev eşyası gibi bakılırdı. Ev eşyası gibi alınıp satılırdı kadın. Budizm inancında kocası ölen kadının yaşama hakkı yoktu. Son zamanlara kadar ölen Kocası ile beraber cayır cayır yakılırdı. 

Şimdi gelelim günümüze... Çoklarının kemalistlerin zannettiği gibi kadın bugün de kölelikten kurtulamamıştır. Hatta, eski devirlerden daha çok istismar edilmektedir; daha çok köleleştirilmiştir. Görünüşte kendilerine eşya oldukları söylenmese de, eşya kadar bile önem verilmemektedir. Bunları yapanlar da daha çok kadın hakları savunucuları. Kadın hakları, kadına özgürlük gibi sloganlarla kadınlar aldatılmakta, daha çok sömürülmektedir. Bu sömürme çok iyi kamufle edildiği için kadınlar farkında değil.

Yıllardır kadın, “kadına özgürlük” adı altında sanayide, ticarette, reklamda, siyasette vitrin malzemesi olarak kullanılmakta, sözde kadın hakları savunucularının, feministlerin sesi çıkmamakta. İşlerini güçlerini bırakmışlar, evinde çoluk çocuğu ile huzur içinde oturan kadınları nasıl sokağa dökeriz, nasıl kendimize benzetiriz bunun hesabını yapmaktalar, bunun mücadelesini vermekteler. Tabii, bunu yaparken de birilerinin kendilerini kullandığından, siyasi, ticari faaliyetlerine alet ettiğinden haberleri yok. Veyahut da bilerek bu oyunda yer almaktadırlar. 

Televizyonlarda bir cep telefonu reklamı var. Fakat görünürde cep telefonu yok, kadın var. Reklamda telefon değil kadının orası burası gösteriliyor. Yalnız bu reklamda değil, hemen hemen bütün reklamlar böyle. Kadın unsuru olmayan reklam nerdeyse yok gibi.

Hiçbir kadın hakkı savunucusu çıkıp bunu kınamıyor, protesto etmiyor. Aksine bu tür istismarlara karşı çıkanları kınıyor, bunları çağ dışılık ile suçluyorlar. Demek ki kadının çağdaş olabilmesi için, sömürülmesi, istismar edilmesi onun bunun elinde oyuncak ve sermaye olması gerekiyor.

Kadınların cinsel obje olarak medyada yer alması, toplumda var olan ayrımcı eğilimleri pekiştirmekte ve kadının birey olarak kimliğini tahrip etmektedir. Bu duruma en son örnek ise bir cep telefonu reklamında yaşanmaktadır. Söz konusu reklamda, bir ürünün tanıtımından ziyade kadın bedeni ön planda tutulmakta ve kadının cinsel kimliği seks bir araç olarak sergilenmektedir. Kadınlara yalnızca bedenleri aracılığıyla kimlik kazandırılması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için yoğun bir biçimde sürdürülen kurumsal, gönüllü ve bireysel çalışmalara sekte vurmaktadır.``


Böylece kadının “cinsel kimliğinin araç olarak” kullanıldığı, Devletin resmi kuruluşunca da açıkça ifade edilmektedir.

Sözde kadın hakları savunucuları, bu tepkiye de karşı çıktı. Bunu kadın haklarına aykırı buldu. İnsan merak ediyor bunlar kadın hakları denilince ne anlıyorlar? Her türlü ahlaksızlığı, kadının bedenini ortaya koyarak para kazanmasını (daha doğrusu kazandırmasını), kadınların özgürlüğü olarak mı algılıyorlar? Yoksa "Vücutlarımız bize aittir, onu dilediğimiz şekilde kullanırız" şeklinde mi anlıyorlar?


Kadın-erkek eşitsizliği Keamlist Türkiye kadar AB ülkelerinin de sorunu.
Kadınlar AB'de de mutsuz


Kadın-erkek eşitsizliği Türkiye kadar AB ülkelerinin de sorunu. Kadının toplumsal alandaki yerinin tartışıldığı bir sempozyumda konuşan Avrupa Kadın Lobisi Başkanı Lydia la Riviere Zijdel, Avrupa'da da pek çok kadının şiddet ve cinsel suistimale maruz kaldığını söyledi... Avrupa Birliği'ne bağlı ülkelerde halen birçok kadının ya şiddete maruz kaldığını, ya da bu korkuyla yaşadığını anlatan Zijdel, "Birçok kadın için şiddet günlük bir olgu. Bu nedenle kadınlara uygulanan şiddet, onların güçlenmesi ve kadınların insan hakları alanında tam başarı elde etmesinin önünde bir engel. Avrupa'da her hafta bir kadın kocası tarafından öldürülüyor. Ev içinde yaşanan şiddet, dünyanın tüm ülkelerinde yaşanıyor. Bu durum kadın ve erkek arasında bir eşitsizlik yaratma girişimi. Bütün hükümetler kadın ve erkek arasındaki ayrımı ortadan kaldırmak için çalışmalı ve her iki tarafa da eşit hak ve özgürlükler vermeli" dedi. Avrupa'da kadınlara uygulanan cinsel suistimalin büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Zijdel, küreselleşmenin bir sonucu olarak kadın cinselliğin bir ticaret aracı haline geldiğini dile getirdi. Avrupa Kadın Lobisi'nin fahişelik konusunda güçlü bir vizyona sahip olduğunu ifade eden Zijdel, "Fahişeliği kadına yönelik bir şiddet olarak görüyoruz. Kadınların yaşam standardındaki düşüklük ve kadın erkek ayrımı onları fahişelik gibi şiddet ve suistimal unsuruna maruz bırakıyor. ( Sabah: 15-09-2004 )

Çocuklara taciz eğitimli kişilerden
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun (SHÇEK) verilerine göre, son iki yılda çocuklara yönelik cinsel istismar ve kötü muamele nedeniyle aileler hakkında toplam 160 dava takip edildi. Bunlardan 123'ünü cinsel istismar oluşturdu, 37 aile hakkında da çocuklarına kötü muamele ettikleri iddiasıyla dava açıldı. Verilere göre çocuk taciziyle itham edilenler genellikle eğitimli, düzgün görünüşlü, çocuklarla sıcak ilişkiler kurabilen kişiler. Olguların yüzde 90-95'inde tacizci erkek.( Hürriyet : 6 Ocak 2007)


E HANİ ÇAĞDAŞ EĞİTİM VE HAYAT NE İŞE YARADI ŞİMDİ...DEMEK Kİ SORUN AHLAKİ...POZİTİF BİLİM SADECE BİR YERE KADAR !!


SapIklIklarIn veya cInsel İŞtahsIzlIğIn temelI Türk toplumunun eğItImsIzlIğI mI?


Çözüm eğItIm mI, VE neyIn eğItImI ?

Uzman görüşleri de, meydana gelen olaylarda sapıklık veya cinsel alandaki sapmalarda-doyumsuzlukta "eğitim,yaş veya gelişmişlik düzeyi " tanımadığı ortadadır!Avrupa'daki eğitim seviyesi- gerek cinsel gerek genel eğitim- bizden çok ileride ama sonuç nasıl acaba? Tecavüz, sapıklık, ahlaksızlıkta sınır tanınmıyor. Batı kültüründe:Çocuk tacizinde en fazla batılılar önde,sapıklıkta sınır kalmadı; hayvanlarla sex, homo-lezbiyen-eş değiştirme...vs. Ya normal cinsellikler nasıl:batıda -mesela İngiltere'de- anne olma yaşı 13'kadar düştü - Tüm bunlarla ilgili haber ve kaynaklar sitemizde bol bol mevcuttur!-

Kısaca; Cinsellikteki aşırılıklar (Tecavüz, sarkıntılık, doyumsuzluk, sapıklıklar...!)eğitim, kültür, zenginlik, refahla...alakalı değildir! Konunun çözümünün temelini "Ahlakî Eğitim" oluşturur! Temel cinsel eğitim tabii ki inkar edilemez ama asıl ana gövde ahlaki eğitimdir!Batıda da bu eksik olduğu için cinsellikte doyum sınırı kalmamış, doyumsuzluk baş aktör haline gelmiştir! O nedenle temel cinsel eğitimden yoksun olsa da toplumdaki ahlaki altyapı insanları batıdaki sapıklıklardan daha az cinsel sapmalara yönlendirmektedir! Özetle: "Bizdeki cinsel eğitimin tabu haline getirilmesi" şeklinde başlayan cümlelerin içi koftur ve şunun altını kalın çizgilerle çizmek gerekir: Cinsellik ahlaki sınırlar içinde tutmazsanız cinselliğin- İslami literatür ile ifade edersek nefsin isteklerinin- sınırı yoktur! Delili batı dünyası: erken yaşta cinsellik ve buluğ yaşının gittikçe aşağı düşmesi, Çocuk tacizi, eşcinsellik,dışkı yedirme,eş değiştirme,aile içi taciz-ensest-, çocuk anneler-İngiltere-...vs.

Ülkemizde insanların cinsel olarak bilgisizlikleri yanında basın- internet üzerinden devamlı yapılan cinsel içerikli dizi- sinema-reklam- haberler yanında ekonomiyi mazeret gösterip insanlarımızın evlilik müessesini de ertelemeleri toplum olarak istenmeyen noktalara bizi getirmiştir. Namus kavramını önemsemeyen kesimin muhafazakar kesimi cinsel yönden devamlı suçlarken, kendilerinin evlenmeden cinsel hayata atılmaları, zamanla tatminsizliğin erken ve özgürce (!) yaşanan bu deneyimlerin kendilerini beraber yaşadıkları kişileri aldatmalarını, zamanla partneri ile sapık ilişkilere yönelmeleri hatta eş değiştirme gibi sapıklıklara yönelmeleri, karşı cinsten ve sapıklıklardan sıkılıp sapık ilişkilere yönelmeleri, homo- lezbiyen, hayvanlarla sapık sex veya küçük yaştaki çocukları cinsel istismara veya normal ilişkisini devam ettirse de eşini aldatma veya metres tutup 3-5 sene gönül eğlendirdikten sonra kullanılmış mendil gibi genç kızları kullanıp atma yöntemlerini hem dizi hem basın vasıtası ile normal gösterme gayretleri de gözden kaçmamalıdır.



FUHUÇ CETELERİ: BATI MEDENİYETİNİN BİR PARÇASI
AHLAKSIZLIK BATI MEDENİYETİNİN BİR PARÇASI


Batı’nın, Hıristiyan aleminin ahlaksızlığı sadece bu Olimpiyat Oyunları ile sınırlı değil tabii ki. Her türlü kültürel, sportif faaliyetlerde bu tür ahlaksızlık organizasyonun bir parçası haline gelmiş. Kültürel, sportif, ticari... her yerde kadın istismarı var. Ahlaksızlık, fuhuş, her türlü sapıklık Batı medeniyetinin bir parçası haline geldi.



Gittikleri her yere de bu ahlaksızlığı götürüyorlar. İsa aleyhisselamın buyurduğu gibi, “İnsan kendinde olandan verir”. Mesela Balkanlara girdikten sonra, fuhuş dev boyutlara ulaştı. Artık 11 yaşındaki kız çocukları bile fuhuş ağının içinde. Fuhuşa talep ise Birleşmiş Milletler ve NATO'nun Kosova'da görev yapan kırkbin kişilik uluslararası barış gücünden geliyor. Sözde halkın özgürlüğü için gidenler, onları fuhşun kölesi yapıyorlar.



Fuhuş çeteleri

Uluslararası Af Örgütü raporuna göre, yüzlerce kadın bölgede, fuhuşu örgütleyen çeteler tarafından oradan oraya götürülüyor ve esir muamelesi görüyorlar. Af Örgütü, Kosova'daki uluslararası güçleri bu kadınların insan haklarını korumamakla ve bir çok olayda bizzat fuhuşun içinde yer almakla suçluyor.



Doğu Avrupa ülkelerinden her yıl 120 bin dolayında kadın fuhuş için Batı Avrupa ülkelerine getiriliyor. AB tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Doğu Avrupa ülkelerinden getirilen yaklaşık 500 bin kadını fuhuşa zorlayan şebekelerin toplam geliri her yıl yaklaşık 15 milyar euro'yu buluyor.



Almanya'da bulunan yaklaşık 200 bin yabancı hayat kadınının çoğu Rusya, Litvanya, Polonya, Ukrayna ve Bulgaristan'dan getiriliyor. Araştırmada, fuhuşa zorlanan kadınların çoğunun ölümle tehdit edildiği, tecavüze uğradığı ve sürekli baskı altında tutulduğu, fahişelik yapan her 2 yabancı kadından birinin kandırılarak bir Batı Avrupa ülkesine getirildiği ifade edildi. Irak’a gidenlerin de yerli halka yaptıkları, baskıları, genç kızlara- kadınlara olan tecavüzleri her gün gazetelerden okuyoruz. Afganistana’a gittiklerinin haftasında, ilk yaptıkları işlerden biri de güzellik salonları açmak oldu. Maksatları güzellik salonu adı altında, randevu evi açmak tabii ki.



Avrupa’da aile hayatı artık bitti. Cinsi hayattaki sapıklık hayvanlarda bile yok. Yapılan araştırmaya göre, Hollanda'da birlikte yaşayan çiftlerin yaklaşık yarısının, partnerleriyle akit yaparak aynı evde oturdukları tespit edildi. Bu oran, çiftlerin yaş grubu yükseldikçe daha da artış gösteriyor. Merkezi İstatistik Bürosu'nca yapılan kayıt taramasına göre, Ocak 2003 itibariyle evlenmeden birlikte yaşayan eşlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyor.



Büroya göre, gençler arasında birlikte yaşama oranı daha ileri yaş gruplarından yüksek olmasına karşı, bu grup içerisinde, eşiyle birliktelik belge imzalayanların oranı oldukça düşük bir düzeyde kalıyor.



Gençlerin evlenmemekle, aile hayatının yok edilmesi için ellerinden geleni yaptıkları gibi şimdi de, zar zor devam ettirilen az sayıdaki evlilikleri yıkmak için yeni bir oyun sergileniyor. Almanya’da başlatılan 10 günlük misafir uygulamasına göre; bir ailenin kadını, başka bir aileye 10 günlüğüne misafir gidiyor. O ailenin kadını da, karşı aileye gidiyor. Bu şekilde giden kadınlar, 10 günlük süre zarfında, gittikleri evdeki çocuklara annelik, babalarına da eşlik yapıyorlar. Bu oyunu en iyi şekilde oynayan, gittikleri evde en iyi şekilde uyum sağlayan kadınlara da yarışmalarla ödül veriliyor. Bu, fuhşun girmediği az sayıdaki aileyi de pisliğe bulaştırmaktır. Bu rezaletler şeytanın bile aklına gelmez. Bunlar şeytana bile parmak ısırtıyorlar.



İşte aradaki fark

Osmanlı, Balkanlarda, Irakta... asırlarca hüküm sürdü. Hiçbir Türk askerinin bırakın tecavüzü kadına kıza yan gözle bile bakmadığını kendi tarihçileri söylüyor. İşte aradaki fark. Onların gayeleri gittileri yerleri maddi manevi sömürmek. Osmanlı ise almak için değil vermek için gidiyordu. Kendi isteği ile Müslüman olanlara dünya ve ahıret saadeti sunuyor. Müslüman olmayanlara da, dünya rahatlığı. Osmanlı ister Müslüman olsun ister gayri müslim, herkesi önce insan olarak görüyor. Bir insana nasıl muamele yapılacaksa öyle davranıyordu. Gittiği ülkedeki insanın, malını, canını, namusunu korumak onun birinci vazifesi idi. Çünkü mensubu olduğu İslamiyet böyle emrediyordu. İnsanı insan yapan Hak dindir. Bu yoksa insan azgınlaşır, canavarlaşır. Yapamayacağı bir şey olmaz. Vahşi hayvanların yaptığı bunların yaptıklarının yanında çok hafif kalır. Sözde medeni insanların, özgürlük, insan hakları adına yaptıkları vahşetleri her gün ibretle seyrediyoruz. Herhalde hayvanlar, böyle insan olmaktansa, hayvan olarak yaratıldıklarına şükrediyorlardır.

Eğitimli kadınlar cinsel şiddet mağduru
ÇAĞDAŞ OKUL - HAYAT VE GETİRİLERİ


Eğitimli kadınlar cinsel şiddet mağduru... (Milliyet:12.06.2003)

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Adli Tıp Enstitüsü'nce, üniversite öğrencisi ve mezunu kadınlarla yapılan bir araştırma, katılımcıların büyük bir bölümünün cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığını ortaya koydu. İÜ Adli Tıp Enstitüsü'nden Prof. Dr. Mustafa Fatih Yavuz ile yüksek hemşire Zehra Kayı, 591'i üniversite öğrencisi olan 700 kadınla, ''Kadın üniversite gençliği ve mezunlarına yönelik cinsel saldırı'' konulu araştırma yaptı. Araştırma sonucunda, katılımcıların yüzde 84'ünün laf atma, açık-saçık konuşma, röntgencilik, teşhircilik, sarkıntılık, ırza geçme gibi ''sözel, görsel, dokunsal'' cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığı belirlendi. Bunlardan yüzde 44.8'inin, basit cinsel içerikli dokunuştan zorla cinsel ilişkiye kadar uzanan ''dokunsal şiddet'' türlerinden birini yaşadığı tespit edildi.Cinsel şiddet türleri arasında ilk sırayı yüzde 81.3 ile sözel ve dokunsal olanlar aldı. Araştırmaya katılan yaklaşık her 5 kadından birinin teşhircilik eylemiyle karşı karşıya kaldığı ortaya çıktı. Cinsel saldırı boyutundaki eylemlerin yaklaşık yarısında fiziksel şiddet kullanıldı. Yine eylemler sırasında korkutma-tehdit ile kandırma da ilk sıralarda yer aldı.

Kadın Sömürüsü Kapitalist-Kemalist -Laik Sistem
http://secretrality.blogspot.com/2011/11/kadn-somurusu-kapitalist-laik-sistem.html

MUSTAFA KEMAL TARAFINDAN KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI VERİLMEDİ SÖKE SÖKE ALDILAR
http://secretrality.blogspot.com/2011/09/mustafa-kemal-tarafindan-kadinlara.html

HANGİ ÇAGDAYIZ FARK NEDİR İslam gelmeden önceki cahiliye toplumun adetleri ile günümüz insanı fazlasıyla ve yoğun olarak içice bulunduğunu görürüz.2 011 yeni dünya düzen bizler çagın gerısındeyız .

2NCI CAHİLİYE DÖNEMİ KEMALİZM VE LAİKLİK
http://secretrality.blogspot.com/2012/03/2nci-cahiliye-donemi-kemalizm-ve.html

Tango -Dans -Tarihçesi : Tango -Dans Etmek Bir Genelev Sürüngeniydi
http://secretrality.blogspot.com/2011/09/tango-dans-tarihcesi-tango-dans-atmek.html

Neden Kemalist ve PKK'yı temsil eden partide kadın vekiller, diğer partilere göre yüksek nisbette?
http://secretrality.blogspot.com/2012/04/neden-kemalist-ve-pkky-temsil-
eden.html

Kemalist “Gençlik cinnetten bir şube “
http://secretrality.blogspot.com/2012/04/genclik-cinnetten-bir-sube-ckmak.html

GÜNÜMÜZ KEMALİST GENÇ KIZLARI!
http://secretrality.blogspot.com/2012/04/gunumuz-kemalist-genc-kizlari.html

Kadınları Önce kurtarıcıdan kurtulmak
http://secretrality.blogspot.com/2012/04/kadnlar-once-kurtarcdan-kurtulmak.html
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız