Karmatiler

Karmatiler
Batıniyye felsefesinin kurucusu Abdullah bin Meymun’un fikirlerinin ilk uygulaması Karmati hareketiyle gerçekleşti. Meymun’un dailerinden Hosein Ahwazi, Irak’ta Hamdan Karmati adında bir adamı İsmaili-Batıni harekete kazandırdı. Kûfe yakınlarında kendi başına yaşayan Hamdan, Abbâsîler'in ülkede meydana getirdiği görece baskıdan yararlanarak “ortak mülkiyet” anlayışını amaç edinen bir ideoloji kurdu. Zenginlerin malını paylaşmayı ana ilke
olarak benimseyen bu tarikat, kısa süre içinde bütün Irak'ta yayıldı. Görünüşte dini, gerçekte ekonomik bir hüviyet taşıyordu ve çok farklı politik düşünceleri vardı. İslâm Dini'nin getirdiği kuralların birçoğunu gereksiz sayıyor, özellikle İran menşeli ve komünizme benzer bir inanç olan Mazdek dinine uygun düşünceler ileri sürüyordu.

Nitekim beklenen ilk isyan 890 yılında Kufe civarında başladı. Hareket çöldeki Arap bedevilerinden destek görmemekle birlikte, köylüler arasında da geniş bir şekilde yayıldı. Bu isyan özellikle her sene şahıs başına bir dinarlık yeni bir vergi konulmasına karşı bir tepki idi. Karmatiler'in bu hareketi yaklaşık olarak on sene devam etti. Büveyhi Sultanı Samsâmüddevle tarafından Kûfe'yi istita etmek isteyen Karmatiler'e büyük kayıplar verdirilmiştir. Samsâmüddevle'nin vurduğu bu darbe, onların bu bölgedeki faaliyetlerinin sonunu getiren sebeplerden biri olmuştur

İkinci Karmatî hareketi ise 899’da Bahreyn'de ortaya çıktı. Ebû Said el-Cennâbı liderliğinde başlayan hareket, bedevilerden ve bu mezhebe bağlı olanlardan birçoğunun desteğiyle bir hayli güç kazandı. Bahreyn, Ebû Said zamanında Karmatiler'in hâkimiyetine girdi. Karmatî faaliyetinin en büyük merkezi durumuna gelen Bahreyn'de güçlü ve iktisâdî bakımdan dayanıklı bir devlet kuran Karmatiler, Fatımîler'den de destek alarak Bağdat'da ikâmet eden Abbâsi halifelerine korkulu günler yaşattılar. Nitekim Halife Mu'tezid tarafından gönderilen el-Abbâs Amr el-Ganavı ve kuvvetleri, 900 yılında Ebû Said ve Maiyyeti tarafından yenilgiye uğratıldı.

Ebû Said'den sonra 914’de Karmatiler'in basına küçuk kardeşi Ebû Tahir Süleyman geçti. Süleyman zamanında Basra (924) ve Kûfe (925) de Karmatiler'in eline geçti. Mekke yolunun Karmatiler tarafından tehdit edilmesi sebebiyle müslümanlar o yıl haclarını edâ edemediler. 930 yılında Mekke'deki hâcılara saldıran Karmatiler, müslümanları kılıçtan geçirdiler ve Hacerü'l-Esved'i yerinden söküp Hecer'e götürdüler. Yaklaşık yirmiiki sene burada kalan mübârek taş nihayet Fatımî halifesi Mansur'un hususi emri ile 951’de Mekke'ye iade edildi.

Fatımî Halifesi Aziz, Suriye ve Filistin bölgelerini Karmatiler'den almaya ve onları kendine bağlamaya çalıştı. Remle yakınındaki Tavvahin Nehri kıyısında Halife Aziz komutasındaki Fatımiler ile Hasan A'sam komutasındaki Karmatiler ve onu destekleyen Alptekin komutasındaki Türkler arasında yapılan şiddetli savaşta Karmatiler hezimete uğradı. Şam doğrudan Fatımîler'e geçti. Böylece Halife Aziz, Karmatiler'i tekrar Fatımî egemenliğine almayı başardı.

Abbâsi halifeleri, yaklaşık 150 yıl varlığını devam ettiren Karmatilerle başa çıkamadılar ve Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'dan yardım istemek zorunda kaldılar. Nitekim Melikşah, Türkmen reislerinden Artuk Bey'i, Ahsâ ve Bahreyn bölgelerinde isyan halinde bulunan Karmatiler'i kontrol altına almak vazifesiyle 1077’de Luristan'a gönderdi. İlk seferinde başarılı olamayan Artuk Bey, daha sonra tertiplediği bir seferle Karmatiler'i itaat altına almaya muvaffak oldu. 1078’de de yapılan son bir savaşlar Karmati devleti tamamen ortadan kaldırıldı.

Bahreyn'de Karmatî devletinin başında bir hükümdar bulunuyor ve halk, altı kişilik bir meclis tarafından yönetiliyordu. Bunlar oruç tutmuyor ve namaz kılmıyorlardı. Devlet teşkilatı bazı yönlerden komünizme benziyordu. Sözgelişi vergiler toplanıyor ve toplumun fertleri arasında ihtiyaçlarına göre bölünüyordu.

Karmati inançlarına göre cennet, dünyadır. Dünyada rahat, mutlu ve geçimi yerinde olan bir kişi cennettedir. Gerçek cennet insanın derin bir zevk ve keyf içinde yaşamasıdır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız