Kabbala

Kabbala
Kabbala Yahudi sözlü geleneğinin spekülatif ve felsefi yönlerinin yazıya geçirilmiş halidir. İbrani dilinde “alma, kabul etme” anlamına gelmektedir. Kabbala iki kitaptan oluşmaktadır: Sepher Yetzirah ve Sepher Zohar.

Sepher Yetzirah veya “Yaratılış Kitabı,” bireysel tefekkür ile Tanrı’nın Birliği fikrine ulaşan Hz. İbrahim’in bu yolculuğunun anlatıldığı kitaptır. 


Fakat, Tanrı’nın tecellisinin 10 sefirot şeklinde düzenlenmiş olması ve
yoğun bir şekilde sayılar ve harflerle anlatılması nedeniyle, bilmeyenler için anlaşılması neredeyse imkansız gibidir. Oldukça kapalı ve güç bir metindir. Tarihi de çok eskiye dayanmaktadır. Paul Vulliaud’a göre Sepher Yetzirah en erken M.Ö. 6. yüzyıla en geç de M.S. 10. yüzyıla tarihlenmektedir. Talmud’dan daha eski olmalıdır çünkü, Talmud’da rahiplerin büyü amaçlı olarak bunu okudukları anlatılmaktadır.

Kabbala’nın diğer kitabı olan Sepher Zohar veya “Işık Kitabı,” Kabbala felsefesinde büyük önem taşıyan bir kitaptır. Temelde Tevrat’ın bazı bölümleri hakkında tefsir şeklinde nitelenebilecek bir kitaptır. Fakat başta kitabın kendisi olmak üzere, pek çok Yahudi tarafından bundan daha fazlası olarak algılanmaktadır. Sepher Zohar’da “hikmetin gizemlerinin” bizzat Tanrı tarafından daha cennetteyken Adem’e verildiği, bunun daha sonra Şit, İdris, Nuh, ve İbrahim vasıtasıyla Hz. Musa’ya ulaştığı yazılmaktadır. Bazı Yahudi yazarlar ise bu bilginin Hz. Musa’ya ilk defa Tur dağında verildiğini iddia etmişlerdir. Buna göre, Sepher Zohar Davud, Süleyman, ve Üzeyir vasıtasıyla Hristiyanlığın ilk dönemindeki hahamlara ulaşmıştır.

Sepher Zohar’ın ilk olarak yazıya geçirilmesi de bu dönemde sözkonusu olmuştur. Talmud’a göre Haham Şimon bar Yohai 12 yıl boyunca bir mağaraya kapanıp boynuna kadar kumla kaplı bir şekilde kalarak riyazet yapmıştır. Bu tefekkür sürecinde Sepher Zohar kitabı ortaya çıkamış, ve hahamın oğlu Eliezer ve yardımcısı Abba tarafından yazıya geçirilmiştir.

Fakat, tarihte Sepher Zohar’ın ortaya çıktığı bilinen ilk tarih 13. yüzyıl sonudur. İspanyol yahudilerinden Moses de Leon’un haham Şimon bar Yohai’nin kitabının orjinalini bulduğu ve çoğalttığı söylenmiştir. Fakat, bir iddiaya göre de, Moses de Leon’un eşi ve çocukları bütün kitabın uydurma olduğunu ifade etmişlerdir. Bu yüzden Sepher Zohar üzerinde fikir ayrılığı bulunmaktadır. Bazıları antik bir eser olduğunu, bazıları da Moses de Leon’un kaleme aldığı nispeten modern bir eser olduğunu öne sürmüşlerdir. Sonuçta, modern bir eser olsa bile eski sözlü ve yazılı geleneklere dayandığını söylemek de mümkündür.

Ezoterik ve okült geleneklere göre Kabbala’nın tarihi Yahudi tarihinden de eskidir. Aslında Kabbala da, kökenini Hz. Adem’e kadar geri götürmektedir. Eliphas Levi’ye göre “Kutsal Kabbala” Şit’in çocuklarının geleneğiydi ve daha sonra İdris’in çocuklarına, onlardan da inisiyasyon’un babası sayılan Hz. İbrahim’e geçmişti.
Kabbala’yı Yahudiliğin mistik ve felsefi özü olarak gören Yahudiler olduğu gibi, Kabbala’nın gerçek Yahudilikle hiç bir alakası olmadığını ve bir sapma olduğunu söyleyen Yahudiler de vardır. Bu Yahudiler Tevrat ve Talmud esaslı Yahudiliğe dönmeyi istemektedirler. Theodore Reinach, Kabbala’yı “yahudiliğin damarlarında dolaşan bir zehir” olarak tasvir etmekte, Salomon Reinach ise “insanoğlunun en berbat inhiraflarından biri” olarak görmektedir.

Bu bağlamda, Kabbala ile ilgili ilginç bir görüşü dile getirmek gerekir. Bu görüşe göre Şit’in çocuklarının mirası olan “Kutsal Kabbala” dışında Kabil’in çocuklarının mirası olan büyüyle ilgili bir “Kara Kabbala” daha bulunmaktadır. Kara Kabbala Sabeistler vasıtasıyla Hz. İbrahim’i dışlayan Kaldea halkına, oradan da Kenanlılara geçmiştir. Kaldealılar ve Kenanlılar, astroloji, kahinlik, falcılık, ruh çağırma gibi şeylerde uzmandırlar. Bu görüşe göre, Kenan iline yerleşen Yahudiler de Hz. Musa’nın aksi yöndeki tüm uyarılarına rağmen, bu işlere bulaşmışlar ve kutsal gelenekle büyü ve falcılık gibi şeyleri birbirine karıştırmışlardır.

Okült çalışmalarıyla bilinen Gougenot des Mousseaux, “antik kutsal geleneği aktaran gerçek Kabbala yanında şeytani bir Kabbala daha vardır demektedir.” Buna göre, bugünkü Kabbala bu iki geleneğin, hahamların batıl inançları ve hayal güçleri ile birleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan her anlamda karmaşık bir kitaptır.

Sepher Yetzirah teolojik meselelere değinirken, Sepher Zohar büyü gibi işlerle ilgilidir. Sepher Yetzirah’da Tanrı’nın çeşitli aşamalarla kendi kendini açığa çıkarması olarak ifade edilen sefirotlar, iyi ve kötü meleklerin nitelikleri ve görevleri, şeytanların doğasına ilişkin açıklamalar, ve Tanrı’nın ayrıntılı biçimsel tasvirleri bulunmaktadır.

Kabbala’ya göre kutsal kitaptaki her bir harf, sadece inisiyeler tarafından çözülebilecek birer şifredir. Eski ahitte sıradan okurun anlamayacağı pek çok gizler ve sırlar vardır. Örneğin, Sepher Zohar’da Hz. Nuh’un gemideyken bir aslan tarafından saldırıya uğrayıp ömür boyu sakat kaldığı gibi yorumlar bulunmaktadır.

Şifreli harfler, Kabbala’da, bir çeşit karmaşık ritüeller ve büyü uygulamalarına indirgenmiştir: Harflerin mistik bir şekilde sıralanmasıyla hastalıkların iyileştirilmesi, tılsımlar, muskalar, ve bir takım kimyasal bileşiklerin hazırlanması gibi. Bu özellikleriyle Avrupalı ezoterik ve okült cemiyetlerin vazgeçilmez kaynaklarından biri olmuştur. Daha 15. yüzyılda Hermetik gelenek ve Kabbala’yı birleştiren gizemli akımlar ortaya çıkmıştır. Hermetik Kabbala geleneği Altın Şafak Hermetik Cemiyetinde halen yaşamaya devam etmektedir. Batı’daki gizli cemiyetlerin çoğunda Kabbala gerek öğreti, gerekse ritüel ve uygulama olarak önemli yer tutmaktadır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız