Elektronik Gözetim Sistemleri

Elektronik Gözetim Sistemleri

İngiliz yazar George Orwell, 1984 adlı eserinde, oligarşik yönetimin otoriteyi korumak için kendine uygun gördüğü aslında var olmayan maske kişiliğe “Büyük Birader” adını vermiştir. Bu ifade bundan sonra da, devletlerin vatandaşlarını gözetlemek ve kontrol altında tutmak için yaptığı uygulamaları sembolize etmek için kullanılmıştır.

Bugüne gelindiğinde teknolojinin gelişmesi, uyduların yeryüzünün her karesini 24 saat gözlemesi, bilgisayarların binlerce milyonlarca insana ait tasnifli veriyi kolaylıkla saklayabilmesi, insanların sürekli gözetim altında tutulduğu bir “elektronik gözetim” kavramını ortaya çıkarmıştır.

Günlük sıradan işlerimiz bilgisayarlar ve ona bağlı sistemler üzerinde iz bırakmaktadır. Mesela, web sitelerinin, kullanıcının sitenin en son hangi kısmını ve ne zaman ziyaret ettiğinizi takip etmesi ve kayıt altına alması mümkündür. Bazı firmalar, kredi kartları ile yapılan alışverişler, telefon konuşmaları, süpermarket kayıtları ve diğer finansal işlemler aracılığıyla sıradan vatandaşın bütün günlük yaşamına ilişkin verileri depolamakta ve bunlardan ticari kazanç sağlamaktadır.

Bunlar yanında devletin gözetim işini sistemleştirdiği ve bu bağlamda çeşitli programlar yarattığı da göze çarpmaktadır. Bunlardan en etkilisi Promis’tir. Bu yazılım; bankaların, holdinglerin ve devlet dairelerinin gizli veri bankalarına, fark edilmeden girme ve istenilen bilgiyi çalma imkanını tanımaktadır. 1990’ların başında dünya istihbarat servislerinin kullanımına giren Promis’in, CIA’şn yanısıra, Kanada, İtalya, Hollanda ve İsrail servislerinde de kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

Echelon da en az Promis kadar meşhur bir bilişim sistemidir. Echelon, dünya üzerindeki her tür iletişimi deşifre etmek, kontrol etmek ve dinlemek üzere kurulmuş, geniş istihbarat ağının önemli bir parçasıdır. ABD birkaç müttefikiyle birlikte yürüttüğü sinyal istihbaratı sistemiyle, her gün dünyanın her tarafından milyonlarca mesajı, yasal olmayan yollarla zaptedip incelenmektedir.

Carnivore ise, bir e-posta izleyici sistemidir. FBI`ın Amerika`da İnternet Servis Sağlayıcılarına yükleyerek çalıştırdığı, tüm e-posta trafiğini kontrol eden bir sistemdir. Carnivore yazılımının görevi, bir ağ üzerinde geçen tüm e-posta paketlerini toplamak ve kelime aramalarıyla hassas mesajları ayıklamaktır. Dünya e-mail trafiğinin % 70’inin ABD’deki sunucular üzerinden yürütüldüğü düşünüldüğünde, Carnivore’un erişim sahasının büyüklüğü tasavvur edilebilir.

Ayrıca 11 Eylül Olaylarının akabinde tüm dünyada havaalanlarında, istasyonlarda, şehrin önemli noktalarında konan kameralar ile insanlar 24 saat izlenmeye başlamıştır. Dünyada bu tür uygulamalara karşı tepkiler olsa da, her geçen gün yaygınlaşmaya ve insan yaşamını denetim altına almaya devam etmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Videolarımız